Telefon Numaramız:

0326 618 77 55

Randevu için Whatsapp Numaramız:

0533 156 43 43

Doktor Ara

‘Fedakârlık mıydı yoksa cefakârlık mıydı Annelik?

18 Eylül 2018

Kendimizi bildik bileli hep söylenen; önce çocuğun önce kocan önce evin. Kimse de çıkıp sen nasıl hissediyorsun veya ihtiyaçların neler diye sormuş muydu? Onu geçtim aslında kimsenin bir şey demesine gerek kalmadan biz mi ihtiyaçlarımızın olduğunu çok görüyor veya yakıştıramıyorduk. Kendine zaman ayıran; sporunu yapan, arkadaşlarıyla buluşan, keyif kahvesini sıcak sıcak içen bir anneyi? Tabi ya gülün en büyük düşmanı kendi dikeni değil miydi? Bu zamana kadar fedakârlık bize çok yanlış anlatıldı ya da biz yanlış anladık. Annelikte fedakârlık; esirgemezlik ve özveriydi, kendi kendini bilinçsiz bir şekilde feda etmek değildi çünkü bu “fedanın” bir “karı” yoktu!!! Çevremizdekilerin istek ve ihtiyaçlarına kendi sınırlarımız dahilinde cevap verebilmek, çocuğumuzu da o şekilde yetiştirebilmektir aslında sağlıklı ebeveynlik. Kişi anne-baba olduğunda da kendi başına bir birey olduğunu unutup çocuğuyla bilinçsiz ve yorucu bir bütünleşme içinde olabiliyor ve böylelikle olduğundan çok farklı davranışlar sergileyebiliyor. Çocuk hayatta birçok şeyi ilk olarak aileden öğrenecek; anneye bakacak öğrenecek, babaya bakacak öğrenecek, anne ve babanın birbirine olan ilişkisine bakacak öğrenecek, çevresine bakacak öğrenecek ve sonunda kendine ait bir dili ve dünyası olacak. Biz üzüntülerimizle, istek ve ihtiyaçlarımızla onları olumsuz etkilemeyelim derken aslında bize de gerçek anlamda ait olmayan duygularını bile kabul edemediğimiz bir yaşantıyı yaşıyoruz. Klasiktir, bana da söylenmesinden de hiç hoşlanmadığım; aman çocuk seni mutsuz ve kaygılı görmesin. Çocuk beni mutlu da görecek mutsuz da görecek; görecek ki mutluluk kadar mutsuzluğunda normal bir duygu olduğunu, ilişkinin nasıl kurulduğunu, kişinin kendini mutsuz hissettiğinde nasıl ifade ettiğini anlayacak. İlişki dediğimiz şeyin temelinde duygu vardır ve duygusunu yasayıp karsıya geçiremediğimiz hiçbir ilişki de sağlıklı değildir. Bir arkadaşımla duygularla ilgili sohbet ettiğimiz sırada kendisi geçmişe gitti ve çocukken, annesini ne mutlu ne de mutsuz göremediğini tam tersi çoğu zaman ifadesiz bir tavır takındığını bu yüzden o zamanlarda annesinin duygusunu bir turlu anlamlandıramadığını ifade etti, o anda aklıma;”Still face experiment” (hareketsiz yüz deneyi) geldi. Bu deney bebeğin, annesinin yüz ifadesine göre reaksiyonlarının nasıl değiştiğini gösteren önemli bir deneydir. Annenin yüzünde sevgi, ilgi ve mutluluk ifadesi gören bebeğin huzur içerisinde gülücükler atarak annesine karşılık verdiği, anne tepkisiz ve donuk bir yüz ifadesiyle bebeğe baktığında ise bebeğin huzursuzlaştığı bir süre sonra stresinin artarak çığlıklar atmaya başladığı görülüyor. Buradan da anlaşılabileceği gibi olumlu ve olumsuz duyguların ifade edilmesi ve ifadenin şekli ilişkilerimiz açısından büyük önem taşır. Bizler çoğu zaman ihtiyaç ve duygularımızı arka plana atıp “fedakâr olan ebeveynden” çıkıp “cefakâr olan ebeveyn” mantığında ilerliyoruz ve onlara da farkında olmadan sunu da öğretmiş oluyoruz; senin ne istediğinin ve ne düşündüğünün bir önemi olmadan karşındaki için her şeyi yap hatta kendini hiçe say ama yap. Çocuklarımızı çok seviyorsak yine onların iyiliği için uçakta da olduğu gibi önce maskeyi kendimize sonra da çocuğumuza takmalıyız.

Uzm. Psk. SEVGi KiRMiT

Kategori : Bizden Haberler